Lionel Messi'ye son oynanan Sevilla maçında da hayretler içinde hayran kaldım.Henry ile devamlı alışverişte olan,takımı ofansif olarak kilitlendiğinde inisiyatifi eline alan ve spektaküler hareketlerden netice çıkarmayı başaran bir oyuncu portresi çizdi yine.Hele o attığı gol yok mu?Hangi derecelendirme yöntemini kullanırsanız kullanın 'zeka'sözcüğünü kullanmadan işin içinden çıkamıyorsunuz.İşte Messi'nin son golünde kullandığı malzemeler:
1-Beceri:Henry'nin hızlı gelen güzel pasını o kadar oyuncu arasında kontrol etmeyi başardı.
2-Hız:Henry pası atarken yaptığı tavşanlara mahsus manevrayı ancak yavaş çekimde idrak edebildim.Topa vurmadan önceki hızlı hareketler de cabası.
3-Zeka:Top kontrolünü sağladıktan sonra futbol zekasını konuşturdu ve hiç bekletmeden volesini yapıştırdı.Demin bahsettiğim ceza sahası içine koşusunu ancak ve ancak zeka küpü cep bilgisayarları yapabilir zaten.Bu iki şeyi biraraya getirdiğimizde anlıyoruz ki,Messi bu golünde zekasını bol kepçe kullanmış.
Barcelona için oldukça güzel izlenimler edindim.Dünyanın hali hazırdaki en elit bindirgeçlerini (Zambrotta ve Abidal),en delici ve fizikli orta sahasını (Deco,oynamayan Ronaldinho,oynayazan Dos santos ve Toure Yaya) ve en fantastik hücum hattını (isimlerini yazmaktan bile diğer takımlar adına hicap duyuyorum) barındıran bir kadro hakkında başka birşey de edinemezdim zaten.Rijkaard'la ilgili duyduğum endişeleri de duymamazlıktan geliyorum şimdilik.
22 Eylül 2007 Cumartesi
21 Eylül 2007 Cuma
tartışıyoruz ama neyi?
Ana konu 1:Cumhurbaşkanlığına yeni ve liyakatli bir kişinin gelmesi.Bu makam için tecrübeli ve bilgili Abdullah Gül'ün uygun görülmesi. Tartışılan konu 1:Abdullah Gül'ün eşinin başörtüsü ve kokteyllere bu başörtüsüyle katılıp katılmayacağı.
Ana konu 2:25 yıl boyunca tüm hukuk derslerinin alay konusu haline getirilen,entelijensiya tarafından devamlı bombardımana tutulan,kendisinden memnun bir tek mihrak bile bulunmayan 82 Anayasası'nın değiştirilmesi için çalışmalara başlanması.Bu çalışmalarda değişik çevrelerin desteğinin aranması ve bilim adamlarından maksimum desteğin istenmesi.
Tartışılan konu 2:Yeni anayasada 'türban'(!) serbestisinin tanınıp tanınmayacağı.Bu değişikliğin neyi ne kadar değiştireceği.
Ana konu 3:Son raporlarda Türkiye'nin OECD ülkeleri arasında eğitim istatistikleri açısından hep son sıralarda yer alması.Lise ve yüksekokul mezunları sayısının toplam okuyan nüfusa oranının diğer OECD ülkelerine nazaran çok düşük kalması.
Tartışılan konu 3:Türbanlı öğrencilerin yeni özgürlük sonrası üniversitelerde okuma hakkını elde etmesinin götürecekleri.Türbanlı öğrencilerinin ikna kabiliyetleriyle başı açık öğrencilerin de kapanmasına sebep olacağı düşüncesi.
Niye böyle,nasıl böyle?Tartışılan şeylerin ana konuyu devamlı ıska geçmesi ve hiçbir ana hattını yakalayamaması neden?Bilim çevreleri neden hep laiklik eksenli basın toplantısı düzenler?Sekülerizm ne zaman skolastik düşünceyle evlendi?Yoksa bu evlilik sadece bizim ülkemizde mi geçerli?Eğitim özgürlüğü kavramı neden hep sosyolojik açıdan değil de politik açıdan değerlendiriliyor bizde?Bu soruları soran kimse neden ideolojik ve muhafazakar olmakla suçlanır?Tarihi niçin okuyoruz acaba?Cevaplar bizi aydınlatır mı ki?
Ana konu 2:25 yıl boyunca tüm hukuk derslerinin alay konusu haline getirilen,entelijensiya tarafından devamlı bombardımana tutulan,kendisinden memnun bir tek mihrak bile bulunmayan 82 Anayasası'nın değiştirilmesi için çalışmalara başlanması.Bu çalışmalarda değişik çevrelerin desteğinin aranması ve bilim adamlarından maksimum desteğin istenmesi.
Tartışılan konu 2:Yeni anayasada 'türban'(!) serbestisinin tanınıp tanınmayacağı.Bu değişikliğin neyi ne kadar değiştireceği.
Ana konu 3:Son raporlarda Türkiye'nin OECD ülkeleri arasında eğitim istatistikleri açısından hep son sıralarda yer alması.Lise ve yüksekokul mezunları sayısının toplam okuyan nüfusa oranının diğer OECD ülkelerine nazaran çok düşük kalması.
Tartışılan konu 3:Türbanlı öğrencilerin yeni özgürlük sonrası üniversitelerde okuma hakkını elde etmesinin götürecekleri.Türbanlı öğrencilerinin ikna kabiliyetleriyle başı açık öğrencilerin de kapanmasına sebep olacağı düşüncesi.
Niye böyle,nasıl böyle?Tartışılan şeylerin ana konuyu devamlı ıska geçmesi ve hiçbir ana hattını yakalayamaması neden?Bilim çevreleri neden hep laiklik eksenli basın toplantısı düzenler?Sekülerizm ne zaman skolastik düşünceyle evlendi?Yoksa bu evlilik sadece bizim ülkemizde mi geçerli?Eğitim özgürlüğü kavramı neden hep sosyolojik açıdan değil de politik açıdan değerlendiriliyor bizde?Bu soruları soran kimse neden ideolojik ve muhafazakar olmakla suçlanır?Tarihi niçin okuyoruz acaba?Cevaplar bizi aydınlatır mı ki?
20 Eylül 2007 Perşembe
sion'a niye yenildik?
Bir şokla başladık maça.Yumuşak,ısırmayan,İtalyan tarzıyla oynayıp pozisyon bulamayan bir rakiple karşılaşmayı beklerken asıl yumuşaklaşanın Galatasaray olduğunu hayretle gözlemledim.Rakibi bozan tek oyuncumuz Linderoth'tu.Hasan,Carrusca gibi istikrarsız oyuncular da eklenince boş bir orta sahayla çıktık maça adeta.
Neyse 3-0 oldu,ama bitmedi.Lincoln yaptığı birçok hareketi,hep verimli hareketler kartelasından seçip seçip yaptı.Linderoth verdiği her pası hep isabetli pas skalasından seçti de verdi ve neticeten 2 gol bulduk.Ortadan,kanatlardan zaman zaman çok güzel ve hızlı geldik.Orta sahadan zaman zaman iki saniyede çıktığımız oldu.Ve eve güya avantajlı bir skorla döndük.
Yalnız düşünülmesi gereken şeyler de vardı.Kalli maça çok hızlı başlayıp işi 15 dakikada bitirmeyi düşünmüş olabilir.Ama bu düşünce Carrusca'sız da gerçekleştirilemez miydi diye aklıma gelmiyor değil.Ayhan formsuz değilken ve eksikler de varken niçin düşünülmemişti?Kalli hatasından erken dönmüş olsa da 3 gole de izin vermiş görünüyor.
Sion 'bize ders veren küçük takımlar' klasmanına girdi bile.Rakibi ısıracak ve takım halinde defansa uygun oynayacak bir onbir olmadan hiçbir rakibe karşı başarılı olamıyorsunuz artık.Bunu Kalli de idrak etti ve bir daha yapmayacak abisi.
Neyse 3-0 oldu,ama bitmedi.Lincoln yaptığı birçok hareketi,hep verimli hareketler kartelasından seçip seçip yaptı.Linderoth verdiği her pası hep isabetli pas skalasından seçti de verdi ve neticeten 2 gol bulduk.Ortadan,kanatlardan zaman zaman çok güzel ve hızlı geldik.Orta sahadan zaman zaman iki saniyede çıktığımız oldu.Ve eve güya avantajlı bir skorla döndük.
Yalnız düşünülmesi gereken şeyler de vardı.Kalli maça çok hızlı başlayıp işi 15 dakikada bitirmeyi düşünmüş olabilir.Ama bu düşünce Carrusca'sız da gerçekleştirilemez miydi diye aklıma gelmiyor değil.Ayhan formsuz değilken ve eksikler de varken niçin düşünülmemişti?Kalli hatasından erken dönmüş olsa da 3 gole de izin vermiş görünüyor.
Sion 'bize ders veren küçük takımlar' klasmanına girdi bile.Rakibi ısıracak ve takım halinde defansa uygun oynayacak bir onbir olmadan hiçbir rakibe karşı başarılı olamıyorsunuz artık.Bunu Kalli de idrak etti ve bir daha yapmayacak abisi.
fenerbahçe'ye ne oldu?
Dün akşam Inter karşısında bizi iki açıdan şaşırtan bir Fenerbahçe vardı:1-Devamlı dikine oynayan bir takım görüntüsü verdiler.2-Skoru 47 dakikadan daha fazla bir süre korumayı başardılar.
Ama asıl soru şu:Eğer karşılarındaki eksik Inter değil de eksik AC Milan olsaydı ne olurdu?Karşılarında Avrupa'da çok daha istikrarlı olan bir takım olsaydı ne olurdu?Bunun cevabını daha önceleri aldık.İstikrarlı takımlar,Milan gibi,eksik oynadıkları maçlarda kesinlikle oyun disiplininden vazgeçmeyen takımlardır ve hal böyle olunca hiçbir zaman rakibin 20 şut atmasına izin vermezler,rakibin en etkili oyuncusunu devamlı demarke bir vaziyette bırakmazlar falan filan...Inter'in İtalya'da Avrupa performansı nedeniyle alay konusu edildiğini de ekleyelim.
Neyse Fenerbahçe bu takımı sürklase ettikten sonra bunları da düşünmeye başlamalı diye söyledim ben.Çünkü artık başka bir merhaleye geçiliyor:6 maçın tamamını stratejik oynamak ve gruptan çıkmak gerekiyor bu merhalede artık.Fenerbahçe bundan sonra bunu başarmak zorunda.Ölçüsüz,abartılı ve ilginç birçok övgüden sonra Rusya deplasmanına gidecekler ve orada kendilerini bizim gibi Brezilya tabanlı oynayan bir takım karşılayacak.Love,Jo,Dudu gibi oyuncular üzerine takım kuran CSKA bizim için tam bir kritik viraj hüviyetine bürünecek.Alacağımız 1 puan rakibi arkada tutma imkanı tanıyacak,vereceğimiz 3 puan Inter galibiyetini hükümsüz hale getirecek.
Benim ve tüm futbolseverlerin bildiği tanıdığı Fenerbahçe hiçbir zaman üstüste kazanamdı Avrupa'da.Yalnız herşeyin bir ilki vardır değil mi?
Ama asıl soru şu:Eğer karşılarındaki eksik Inter değil de eksik AC Milan olsaydı ne olurdu?Karşılarında Avrupa'da çok daha istikrarlı olan bir takım olsaydı ne olurdu?Bunun cevabını daha önceleri aldık.İstikrarlı takımlar,Milan gibi,eksik oynadıkları maçlarda kesinlikle oyun disiplininden vazgeçmeyen takımlardır ve hal böyle olunca hiçbir zaman rakibin 20 şut atmasına izin vermezler,rakibin en etkili oyuncusunu devamlı demarke bir vaziyette bırakmazlar falan filan...Inter'in İtalya'da Avrupa performansı nedeniyle alay konusu edildiğini de ekleyelim.
Neyse Fenerbahçe bu takımı sürklase ettikten sonra bunları da düşünmeye başlamalı diye söyledim ben.Çünkü artık başka bir merhaleye geçiliyor:6 maçın tamamını stratejik oynamak ve gruptan çıkmak gerekiyor bu merhalede artık.Fenerbahçe bundan sonra bunu başarmak zorunda.Ölçüsüz,abartılı ve ilginç birçok övgüden sonra Rusya deplasmanına gidecekler ve orada kendilerini bizim gibi Brezilya tabanlı oynayan bir takım karşılayacak.Love,Jo,Dudu gibi oyuncular üzerine takım kuran CSKA bizim için tam bir kritik viraj hüviyetine bürünecek.Alacağımız 1 puan rakibi arkada tutma imkanı tanıyacak,vereceğimiz 3 puan Inter galibiyetini hükümsüz hale getirecek.
Benim ve tüm futbolseverlerin bildiği tanıdığı Fenerbahçe hiçbir zaman üstüste kazanamdı Avrupa'da.Yalnız herşeyin bir ilki vardır değil mi?
19 Eylül 2007 Çarşamba
Eylül de olanlar
Eylül ayı sportif açıdan oldukça yoğun geçti aslında.Eurobasket'te boyumuzun ölçüsünü aldık,başarı için nelerin gerekli,nelerin yetersiz olduğunu sanırım anladık.Bize basketbol dersleri vermek için gelecek olan David Blatt daha gelmeden ilk dersini verdi:Basketbolu sevin,sevginizin gereğini yerine getirin.
Diğer taraftan Avrupa'da mücadele etmeye başladık.Uzun bir aradan sonra 4 takımla devam ediyoruz Eylül ayında.Ama sevincimiz kısa sürecek gibi.Geçen senenin en istikrarsız takımlarından biri olan Galatasaray istikrar abidesi haline getirilmişken "Avrupa" ve "başarı" kelimeleri beraber zikredilemez gibi duruyor çünkü.
Ha bir de A milli takımımız var.Zor,güç,bela kazanıyoruz ve böylece grupta iddiamızı sürdürüyoruz.Bir zamanların tartışılması yasak hocası Terim'in doğruları bile tartışılır oldu.Emre "form tutmaya başladım birşeyler yapıp kendime yazık etmem lazım" dedi ve hepimizi yine kendine tutsak etti.
Siyaseti konuşmak birazcık gereksiz duruyor şu aralar.Herkesin değişmesini istediği yegane şey olan 82 anayasası son nefesini verirken bile ayak diriyor.Yine tartışmaların en lüzumsuz ne varsa onun üzerine olması için elinden geleni yapıyor.82 yıl yaşayacak gibi sanki.Bu ülkede anayasa bile koltuk sevdalısı.Ee torpili yüksek yerden değil mi ya?
Düzensiz ve özensiz bir şekilde sıraladığım bu amorf yazıdan dolayı klavyemden özür dilerim.Tek tesellim bu yazının tek okuyucusunun yine ben zavallı olacak olması.Saygılar bana.
Diğer taraftan Avrupa'da mücadele etmeye başladık.Uzun bir aradan sonra 4 takımla devam ediyoruz Eylül ayında.Ama sevincimiz kısa sürecek gibi.Geçen senenin en istikrarsız takımlarından biri olan Galatasaray istikrar abidesi haline getirilmişken "Avrupa" ve "başarı" kelimeleri beraber zikredilemez gibi duruyor çünkü.
Ha bir de A milli takımımız var.Zor,güç,bela kazanıyoruz ve böylece grupta iddiamızı sürdürüyoruz.Bir zamanların tartışılması yasak hocası Terim'in doğruları bile tartışılır oldu.Emre "form tutmaya başladım birşeyler yapıp kendime yazık etmem lazım" dedi ve hepimizi yine kendine tutsak etti.
Siyaseti konuşmak birazcık gereksiz duruyor şu aralar.Herkesin değişmesini istediği yegane şey olan 82 anayasası son nefesini verirken bile ayak diriyor.Yine tartışmaların en lüzumsuz ne varsa onun üzerine olması için elinden geleni yapıyor.82 yıl yaşayacak gibi sanki.Bu ülkede anayasa bile koltuk sevdalısı.Ee torpili yüksek yerden değil mi ya?
Düzensiz ve özensiz bir şekilde sıraladığım bu amorf yazıdan dolayı klavyemden özür dilerim.Tek tesellim bu yazının tek okuyucusunun yine ben zavallı olacak olması.Saygılar bana.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)