18 Mayıs 2008 Pazar

Portekiz


2004' te kendi evlerinde belki netice açısından başarılılardı. Ama belalıları Yunanistan'ın Avrupa'nın en dişlilerini teker teker elediği ve Portekiz'in önünü açtığı gerçeğini de gözardı etmemek gerekiyor. O zamanlar tam olgunlaşmamış, sadece artist kimliğiyle sahada dolanan Ronaldo ve eski jenerasyonun doymuş ouıncuları vardı ellerinde sadece. 2006' da futbollarında pek de aşırı bir gelişme olmadı ama bu işten anlayan Scolari sayesinde en azından istikrarlarını korudular. Ronaldo 2004-2008 arası inanılmaz bir gelişme kaydetti, dünyanın en spektaküler oyucusu olmak ve aynı zamanda çuvallarca gol atmak için elinden geleni yaptı. Quaresma, Nani, Postiga, Hugo Almeida ve defansta Pepe, Bosingwa, Carvalho gibi isimler Scolari kimliğini daima canlı tuttular. Zaten bu kimliktir ki Scolari'ye şu açıklamayı yaptırıyor: 'Ronaldo takımındaki kadar serbest oynamayacak. Ama Fatih Hoca onu serbest bırakır mı bilemem.'

Anlayacağınız Portekiz'le aramızdaki en büyük fark 'oturmuş ve takım oyunu oynamayı başarabilen kimlik.' Sadece Ronaldo ile başarının gelmeyeceğini bilen bir hoca Scolari. Belki sorsanız en önemli oyuncusunun Ronaldo değil Carvalho, Pepe ve Petit olduğunu bile söyleyebilir Scolari. Karşılarında ne yaptığını bilen ve birlikte birşeyler yapmanın zevkine varabilen bir rakip gördüklerinde zorlanmalarının nedeni de bu belki. Çalkantılı Hollanda ve eleme gruplarındaki Polonya ne kadar da zorladı Portekiz'i hatırlayınız.

Türkiye bu yüzden maça biraz dezavantajlı çıkıyor. Oturmamış ama birlikte oynayabilecek bir kadro bile işini zorlaştırabilir Portekiz'in yine de. Dengeli bir Aurelio- Topal ortasahası ve Nihat'ın yıpratıcı deparları maçı bize çevirebilir. Unutmayalım ki karşımızdaki kötü oynasa da kazanmak için tek şey yapması yeten bir İtalya veyahut 'ilelebet muzaffer' Almanya değil.

Dediğim gibi yeter ki biraz dengeli ve simetrik olabilelim. Maçtan zevk almasını ve orta saha avantajımızı kullanamayı bilelim.

Kaleciler: Ricardo Pereira (Real Betis), Quim Silva (Benfica), Rui Patricio (Sporting)

Savunma: Miguel Monteiro (Valencia), Jose Bosingwa (Porto), Paulo Ferreira (Chelsea), Ricardo Carvalho (Chelsea), Fernando Meira (VfB Stuttgart), Bruno Alves (Porto), Pepe (Real Madrid), Jorge Ribeiro (Boavista)

Orta saha: Raul Meireles (Porto), Joao Moutinho (Sporting), Deco (Barcelona), Armando Petit (Benfica), Miguel Veloso (Sporting)

Hücum: Cristiano Ronaldo (Manchester United), Simao Sabrosa (Atletico Madrid), Ricardo Quaresma (Porto), Nuno Gomes (Benfica), Hugo Almeida (Werder Bremen), Nani (Manchester United), Helder Postiga (Panathinaikos)

17 Kasım 2007 Cumartesi

People vs Larry Flynt

PEOPLE VS LARRY FLYNT

http://rapidshare.com/files/70337357/People_VS_Larry_Flint_WaGroup.part1.rar
http://rapidshare.com/files/70337971/People_VS_Larry_Flint_WaGroup.part2.rar
http://rapidshare.com/files/70338567/People_VS_Larry_Flint_WaGroup.part3.rar
http://rapidshare.com/files/70339243/People_VS_Larry_Flint_WaGroup.part4.rar
http://rapidshare.com/files/70339918/People_VS_Larry_Flint_WaGroup.part5.rar
http://rapidshare.com/files/70340587/People_VS_Larry_Flint_WaGroup.part6.rar
http://rapidshare.com/files/70341207/People_VS_Larry_Flint_WaGroup.part7.rar

22 Eylül 2007 Cumartesi

un joven espectacular

Lionel Messi'ye son oynanan Sevilla maçında da hayretler içinde hayran kaldım.Henry ile devamlı alışverişte olan,takımı ofansif olarak kilitlendiğinde inisiyatifi eline alan ve spektaküler hareketlerden netice çıkarmayı başaran bir oyuncu portresi çizdi yine.Hele o attığı gol yok mu?Hangi derecelendirme yöntemini kullanırsanız kullanın 'zeka'sözcüğünü kullanmadan işin içinden çıkamıyorsunuz.İşte Messi'nin son golünde kullandığı malzemeler:
1-Beceri:Henry'nin hızlı gelen güzel pasını o kadar oyuncu arasında kontrol etmeyi başardı.
2-Hız:Henry pası atarken yaptığı tavşanlara mahsus manevrayı ancak yavaş çekimde idrak edebildim.Topa vurmadan önceki hızlı hareketler de cabası.
3-Zeka:Top kontrolünü sağladıktan sonra futbol zekasını konuşturdu ve hiç bekletmeden volesini yapıştırdı.Demin bahsettiğim ceza sahası içine koşusunu ancak ve ancak zeka küpü cep bilgisayarları yapabilir zaten.Bu iki şeyi biraraya getirdiğimizde anlıyoruz ki,Messi bu golünde zekasını bol kepçe kullanmış.

Barcelona için oldukça güzel izlenimler edindim.Dünyanın hali hazırdaki en elit bindirgeçlerini (Zambrotta ve Abidal),en delici ve fizikli orta sahasını (Deco,oynamayan Ronaldinho,oynayazan Dos santos ve Toure Yaya) ve en fantastik hücum hattını (isimlerini yazmaktan bile diğer takımlar adına hicap duyuyorum) barındıran bir kadro hakkında başka birşey de edinemezdim zaten.Rijkaard'la ilgili duyduğum endişeleri de duymamazlıktan geliyorum şimdilik.

21 Eylül 2007 Cuma

tartışıyoruz ama neyi?

Ana konu 1:Cumhurbaşkanlığına yeni ve liyakatli bir kişinin gelmesi.Bu makam için tecrübeli ve bilgili Abdullah Gül'ün uygun görülmesi. Tartışılan konu 1:Abdullah Gül'ün eşinin başörtüsü ve kokteyllere bu başörtüsüyle katılıp katılmayacağı.

Ana konu 2:25 yıl boyunca tüm hukuk derslerinin alay konusu haline getirilen,entelijensiya tarafından devamlı bombardımana tutulan,kendisinden memnun bir tek mihrak bile bulunmayan 82 Anayasası'nın değiştirilmesi için çalışmalara başlanması.Bu çalışmalarda değişik çevrelerin desteğinin aranması ve bilim adamlarından maksimum desteğin istenmesi.
Tartışılan konu 2:Yeni anayasada 'türban'(!) serbestisinin tanınıp tanınmayacağı.Bu değişikliğin neyi ne kadar değiştireceği.

Ana konu 3:Son raporlarda Türkiye'nin OECD ülkeleri arasında eğitim istatistikleri açısından hep son sıralarda yer alması.Lise ve yüksekokul mezunları sayısının toplam okuyan nüfusa oranının diğer OECD ülkelerine nazaran çok düşük kalması.
Tartışılan konu 3:Türbanlı öğrencilerin yeni özgürlük sonrası üniversitelerde okuma hakkını elde etmesinin götürecekleri.Türbanlı öğrencilerinin ikna kabiliyetleriyle başı açık öğrencilerin de kapanmasına sebep olacağı düşüncesi.

Niye böyle,nasıl böyle?Tartışılan şeylerin ana konuyu devamlı ıska geçmesi ve hiçbir ana hattını yakalayamaması neden?Bilim çevreleri neden hep laiklik eksenli basın toplantısı düzenler?Sekülerizm ne zaman skolastik düşünceyle evlendi?Yoksa bu evlilik sadece bizim ülkemizde mi geçerli?Eğitim özgürlüğü kavramı neden hep sosyolojik açıdan değil de politik açıdan değerlendiriliyor bizde?Bu soruları soran kimse neden ideolojik ve muhafazakar olmakla suçlanır?Tarihi niçin okuyoruz acaba?Cevaplar bizi aydınlatır mı ki?


VILLARREAL-BATE MAC OZETI:Nihat'ın 2 golü

21 september-compilation

DAFT PUNK-TECHNOLOGIC



BEBE-TU SILENCIO



AUDIOSLAVE-I AM THE HIGHWAY(LIVE)


20 Eylül 2007 Perşembe

sion'a niye yenildik?

Bir şokla başladık maça.Yumuşak,ısırmayan,İtalyan tarzıyla oynayıp pozisyon bulamayan bir rakiple karşılaşmayı beklerken asıl yumuşaklaşanın Galatasaray olduğunu hayretle gözlemledim.Rakibi bozan tek oyuncumuz Linderoth'tu.Hasan,Carrusca gibi istikrarsız oyuncular da eklenince boş bir orta sahayla çıktık maça adeta.
Neyse 3-0 oldu,ama bitmedi.Lincoln yaptığı birçok hareketi,hep verimli hareketler kartelasından seçip seçip yaptı.Linderoth verdiği her pası hep isabetli pas skalasından seçti de verdi ve neticeten 2 gol bulduk.Ortadan,kanatlardan zaman zaman çok güzel ve hızlı geldik.Orta sahadan zaman zaman iki saniyede çıktığımız oldu.Ve eve güya avantajlı bir skorla döndük.
Yalnız düşünülmesi gereken şeyler de vardı.Kalli maça çok hızlı başlayıp işi 15 dakikada bitirmeyi düşünmüş olabilir.Ama bu düşünce Carrusca'sız da gerçekleştirilemez miydi diye aklıma gelmiyor değil.Ayhan formsuz değilken ve eksikler de varken niçin düşünülmemişti?Kalli hatasından erken dönmüş olsa da 3 gole de izin vermiş görünüyor.
Sion 'bize ders veren küçük takımlar' klasmanına girdi bile.Rakibi ısıracak ve takım halinde defansa uygun oynayacak bir onbir olmadan hiçbir rakibe karşı başarılı olamıyorsunuz artık.Bunu Kalli de idrak etti ve bir daha yapmayacak abisi.